|
HÜDAVENDİGAR CAMİİ
14.
yüzyılın sonlarına doğru inşa edildiği sanılmakta olup 238 m.
yükseklikteki tepenin üzerinde tüm ihtişamıyla ayakta durmaktadır.
Camiin dikkat çeken özelliklerinden birisi de dört yöndeki köşelerinin
üst noktalarının pahlanması yani taş kenarlarının eğik kesilmiş olması
ve pahlanan kısımların şekline uygun olarak üçgen şeklinde
kapatılmasıdır. Kubbe, sekizgen bir kubbe kasnağına oturtulmuştur.
Camii, bir kubbe ve sütunlu bir giriş kapısını da içine alan dörtgen bir
alan üzerinde inşa edilmiştir. Camiin, Osmanlı mimarisinin tipik bir
örneği olduğunu söyleyebiliriz. Camiin mermer giriş kapısı, Carnelıus
kilisesinin kapısıdır. Carnelius kilisesini tamir ettiren Skamandros
hükümdarının kilise kapısına yazdırmış olduğu duaya dokunulmamış,sadece
haç işaretinin iki kanadı kırılmıştır. Üzerinde haç işareti bulunan
taşın bir camiin dekorasyonunda kullanılmış olması çok ilginç ve bir o
kadar da etkileyicidir.Camiin iç duvarlarının dekorasyonunda kadırga
resimlerinin kullanılmış olması da çok sık rastlanılan bir durum
değildir.
HÜDAVENDİGAR KÖPRÜSÜ
Ayvacık'
tan Behramkale'ye giden yol üzerinde , Tuzla Çayı üzerine 14. yüzyılda
inşa edilmiştir.Günümüze kadar ayakta kalmayı başarabilen köprü inşaa
edildiği günden bugüne üstünden insanları sevdiklerine
kavuştururken,altından Ege'ye kavuşmak arzusuyla çağlayıp duran Tuzla
Çayını seyre dalmıştır . Antik adı Satniceis olan Tuzla çayının güney ve
kuzey yönlerinde uzanır.Behramkale köyüne bir km mesafededir.Kimin
tarafından yaptırıldığı kesin olarak bilinmemektedir.Ancak Cami'i
yaptıranın köprüyü de inşa ettirmiş olduğu tahmin edilmektedir.
Köprünün orijinal ve en itinalı kısımları kemerleridir.Genel form, büyük
kemer üzerinde en yüksek kısmı teşkil eder ve uçlara doğru alçalarak son
bulur. Diğer bir özelliği de; Kemallı Asılhan Bey Camii ve Behramkale
Camii duvar tekniğinin burada da görülmesidir. Köprünün, mimari form
açısından Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılan köprülerin
özelliklerini üzerinde taşıdığı görülmektedir.
|