BABAKALE

 

Adını, sahip olduğu kaleden alan Asya'nın ucundaki fener Babakale; her geçen gün artan turist sayısına rağmen, ruha dinginlik veren doğası ve tarihi zenginlikleriyle,turistik bölge olarak lâyık olduğu yeri henüz alamamıştır. Dünya'da yiyebileceğiniz en güzel balığı yer ve içkinizi yudumlarken seyredeceğiniz güneşin batışı ile ortaya çıkan muhteşem manzara, sizi alacak ve hayal gücünüzün genişliği ölçüsünde kim bilir hangi zaman ve diyara götürecektir.
 

 

 

 

Kale: Kale kitabesinden anlaşıldığına göre; 1725 yılında padişah III. Ahmet döneminde korsanlardan korunmak üzere Vezir Kaptan Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kale önceleri Hırz-ül Bahir (Tılsımlı Kale) olarak anılmış, daha sonraları ise içerisinde bulunan Piri Reis'in tayfalarından Latif Baba'nın Türbesi'ne izafeten "Baba Kale" ismini almıştır. Kale dikdörtgen şeklindedir; üzerinde dört burcu ve her burç üzerinde de on adet top yeri bulunmaktadır.

 

Babakale Köyü' nde; Kaptan Mustafa Paşa tarafından aynı dönemde yaptırılmış cami ve Osmanlı' nın değişik dönemlerinden günümüze kadar kalmayı başarabilmiş çeşmeleri de görülmeye değerdir.

Yolu Babakale'ye düşenlere, yöre-ye has avcı bıçağını almadan, oradan ayrılmamalarını tavsiye ediyoruz. Hayvan boynuz ve kemikleri kullanılarak tamamen el emeği ile yapılan bıçaklar, gezdikleri gördükleri yerlerden küçük de olsa birer hatıra almaktan hoşlananlar için güzel bir fırsattır.

Özellikle köy muhtarlığı tarafından ziyaretçilere verilen, Asya'nın batıdaki en uç noktasında bulunduğunuzu ispatlayan belgenizi almayı da sakın unutmayın!